CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sabah Gazetesi’ne yaptığı açıklamada yolsuzluk iddialarına, sosyal medyadaki tartışmalara ve çözüm süreciyle ilgili gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kılıçdaroğlu, yolsuzluk iddialarına yönelik net bir tutum sergileyerek, “Kim olursa olsun, yolsuzluğa karışan herkes hesap vermek zorundadır. Devlet, makamına veya konumuna bakmadan, sağ kolu da olsa koparıp atmak zorundadır” dedi.
“Sahte hesapların saldırıları beni geri adım attıramaz”
Sosyal medyada kendisine yönelik eleştirilere ve organize saldırı iddialarına da yanıt veren Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Tehditlerden ve linçlerden korkup geri adım atacak bir siyasetçi olsaydım; Artvin Şavşat’ta uzun namlulu silahlarla suikasta uğrayıp kucağımda şehit verdiğimde, Ankara Çubuk’ta şehit cenazesinde bizi diri diri yakmak istediklerinde, önüme kurşun atıldığında ve defalarca kez saldırılara uğradığımda geri adım atardım. Yetimin, garip ve gurebanın hakkını savunmak hepimizin olduğu gibi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 25.5 milyon oy almış biri olarak en çok benim görevim. Söylediklerimin kıymeti anlaşılacaktır. Ahlaki bir sarsıntı var, sosyal medya da bunun bir yansıması. Siyasetçiler eleştiriye açık olmalı, eleştiriye de tahammül etmeli. Ben de eleştiriye açığım ama hakaret etmek başka bir durum. Sosyal medyadaki hakaretleri görünce, kendimden çok hakaret edenlerin düştüğü duruma üzülüyorum açıkçası. Bana saldıranların büyük çoğunluğu, partimizin bütünlüğünü bozmak için trol hesaplar üzerinden çalışan ve karanlık odakların uzantısı hâline gelmiş çevrelerdir. Çıksınlar, söylediklerimin neresinin yanlış olduğunu millete açıklasınlar. Hodri meydan! Sahte hesaplarla ve organize linç girişimleriyle geri adım atmam. Ben doğruları söyledim; eğer bir itirazları varsa, gerçek kimlikleriyle ortaya çıkıp söylesinler. Hamasete ve kuru gürültüye gerek yok. Videoda da belirttiğim gibi, Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleri ile anılmaz, bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz, derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir.”
“CHP yolsuzluklarla anılamaz, arınmalı ve yoluna devam etmeli”
Kılıçdaroğlu, CHP’ye yönelik yolsuzluk iddialarına ilişkin olarak, siyasette hesap vermenin bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yolsuzluk ve rüşvet sarmalı zehirlidir. Bu sorunun tek muhatabı da CHP değildir. Yıllarca söyledim; biz hesap vermekten korkmayız ama hesap sormasını da biliriz. İktidar, CHP’nin yolsuzluk iddialarının üstüne tabii ki gidebilir ama kendi belediyeleri, bürokratları ve kendisi de bu alanda hesap vermek zorundadır. Yolsuzluğa bulaşan kim varsa hesap vermek zorundadır. Bu devlet, yolsuzluğa bulaşan kim varsa makamına ve konumuna bakmadan, sağ kolu olsa kesip atmak, sol gözü olsa oyup çıkarmak zorundadır. Başka türlü millet düze çıkamaz. Videoda da belirttiğim gibi, siyasetçi halka hesap verir, halka hesap sormaz. Hesap vermek her bir CHP’linin namus borcudur. CHP, hakkında iftira atan kişiler hakkında derhal hem suç duyurusunda bulunmalı hem de iftira davası açmalı. Geçmişte bazı çalışma arkadaşlarım hakkında da yolsuzluk iddiaları olmuştu. Parti içinden iddiaları araştırmak için arkadaşlarımı görevlendirmiştim. O zaman da aynı şeyi söyledim. Aklanıp siyasete dönmeliler.”
Çözüm süreci ve devlet politikası değerlendirmesi
Kılıçdaroğlu, CHP’nin İmralı’ya gidecek heyete temsilci vermeyeceğine ilişkin tartışmalara da değindi. Sürecin günlük siyasetin konusu yapılmaması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Devletler planlarını günlük, haftalık hatta yıllık süreler üzerine yapmazlar. Buradaki konu, komisyon veya adaya ziyaret değildir. Suriye başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasındaki diğer ülkelerde yaşayan kardeşlerimizi devletimize karşı kullanmak için birçok planı olan emperyal güçlerin tehlikesini boşa düşürmektir. Cumhuriyet Halk Partisi bu konu ve tehlike üzerine bir yol haritası çizmeli ve milletimize anlatmalıdır. Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin çözüm sürecinde CHP istikamet çizici olmalıdır. Şunu açıkça ifade edeyim; bu süreç gündelik siyasetin malzemesi dışında olmalıdır. Bu süreç aynı zamanda devletin güvenlik bürokrasisinin doğrudan içinde olduğu ve yönettiği bir süreçtir. Son olarak şunu ifade etmek isterim: Her kim bu devletin zararı niyetiyle tek bir adım atmış, her kim bu milletin parasından tek kör kuruş kursağından geçirmiş ise; Allah belasını versin! Milletimiz kimin ne olduğunu biliyor.”
























