ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı devralma hırslarına karşı Avrupa, sanılandan çok daha etkili bir koza sahip olabilir. Financial Times’ın haberine göre, Beyaz Saray her ne kadar ekonomik ve güvenlik açısından Avrupa üzerinde bir baskı avantajına sahip olsa da Avrupa’nın elindeki kartlar sadece misilleme amaçlı gümrük vergileri veya diplomatik baskıdan ibaret değil. Asıl güç, bölgenin elinde tuttuğu devasa ABD Hazine tahvillerinde yatıyor.
2,84 trilyon dolarlık devasa güç
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, hane halkı ve işletmeleri rahatlatmak için uzun vadeli tahvil getirilerini düşürmeyi hedefliyor. Trump’ın savunma bütçesini artırma çağrıları ise ABD Hazinesi’nin borçlanma ihtiyacını körüklüyor. Bu mali dinamikler, ABD’nin en önemli tahvil alıcılarını küstürme lüksü olmadığını gösterir nitelikte.
Piyasalar genellikle tahvil satış riski konusunda Çin’e odaklanıyor olsa da Avrupa’nın elindeki güç çok daha büyük. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre kasım ayı itibarıyla İngiltere, Almanya ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri, toplam 2,84 trilyon dolarlık ABD Hazine tahviline sahip. Bu rakam, yabancıların elindeki toplam pazarın yüzde 30’undan fazlasına tekabül ediyor.
“ABD’nin politikalarına inanmıyoruz”
ABD politikalarındaki öngörülemezlik, şimdiden büyük varlık yöneticilerini portföylerini gözden geçirmeye itmiş durumda. Hatta Danimarka’nın en büyük emeklilik fonu PFA, geçtiğimiz yıl risk yönetimi kapsamında ABD tahvillerini azalttı.
PFA Baş Stratejisti Tine Choi Danielsen, nisan ayında yaptığı değerlendirmede şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
“Trump’ın politikaları büyük bir kargaşaya yol açıyor. Dolayısıyla doların rezerv para statüsü, kamu borcunun sürdürülebilirliği ve merkez bankasının bağımsızlığı gibi konularda ciddi riskler yaratıyor. Bu nedenle elimizdeki devlet tahvillerini sattık. Ancak kurumsal tahvilleri ve hisse senetlerini tutmaya devam ediyoruz. Çünkü Amerikan şirketlerine güveniyoruz fakat Amerika Birleşik Devletleri siyasetine inanmıyoruz.”
Seçim öncesi en büyük risk
FT haberine göre, eğer Avrupa, Washington’ı Grönland hamlesinden caydırmak isterse, kamu emeklilik fonları gibi hükümet destekli yatırımcıların tahvil pozisyonlarını azaltabileceği sinyalini verebilir. Böyle bir adım, piyasada zayıflık beklentisi yaratarak faizleri yukarı çekebilir ve ABD’deki mortgage faiz oranlarını artırabilir.
ABD’deki kritik bir seçim dönemi öncesinde perakende satışların düşmesi ve borçlanma maliyetlerinin artması, Cumhuriyetçilerin isteyeceği son senaryo. Trump baskısını sürdürürse, Avrupa en iyi savunma hattının ticaret değil, sermaye olduğuna karar verebilir.























